İçeriğe atla
Yeşim ÖzsoyYeşim Özsoy
  • Ana Sayfa
  • Biyografi
  • Yazı
    • Yayınlar
    • Oyunlar
  • Yönetmenlik
  • Oyunculuk
  • Blog
  • İletişim
  • Türkçe
  • English

Genel

  • Yeşim Özsoy
  • Blog
  • Genel

Genel

Karışık

Nisan 9, 2013

Kimi zaman bayıldığımız şeyler alerji yapabilir bünyemize. Mesela ben şarabı çok severim ama sanırım ne zaman şarap içsem kaşıntı oluyorum. Tiyatroyu çok seviyorum ama çok uzun süre sigara içmesem de tiyatro sezonu başladığı anda ya da birkaç ay sonra başlıyorum oradan buradan sigara yakmaya. Kimi zaman insanlar da böyledir. Bazı insanları çok seversiniz ama onlar size iyi gelmez. Sembiyotik, garip bir ilişki kurarsınız bu insanlarla. Siz depresifken sizi daha da aşağı çekebilirler ya da siz vermeye alışıksanız onlar da almaya alışıktır ya da tam tersi. Bu sizi mutsuz etse de çekirdek çenter gibi çekilirsiniz bu insanlara. Neyin iyi, neyin kötü......

Genel

Gündelik Rapsodi

Ocak 3, 2013

Çantamın içi / Dudaklarımın ruju / Ellerim, ellerimi tutan kitaplar / Sayfaların yazıları/ Üşümemek için bir mont / Defterler için bir kalem / Gülümseyebilmek için dertsizliğim / Seni sevmek için hayalin / İki adet midye kabuğu / Bir nota / Aynı tonda bağıran ve kemansız / Kalem ya da tuşlar / Yeşil ışıkta geç / Kırmızıda dur / Beni unutma / Sıkılınca birilerini ara / Gece olunca / Uyu / Sabahları kahvaltıda hep çay iç / Gitmeden / Kapıları kapa / Bıçakları çekmecelerden çıkarma / Fotoğrafları durgun zamanlara sakla / Ellerin üşüyünce kollarına sarıl / Güneş çıkınca gülümse / Suyu......

Genel

Kumbaracı 50 için yazdığım oyun DÜŞMAN’dan…

Aralık 22, 2012

“Tabii sen böyle bir insansın işte! Yemek yemeyen, sürekli konuşan, sürekli inleyen, arada kuşlardan, karıncalardan, gökyüzünden ve savaştan bahsetmeme göz yuman, sonra bana kedi gibi bakan, bazen deli gibi konuşan bazen hiç ses çıkarmayan ve sürekli inleyen, aslında sağır olan, hiçbir şey duymayan ama belki de duyan, bazen bir fil, bazen bir karınca gibi, kimi zaman saklanan, kimi zaman saklanmayan ama aslında hep orada tüfeğimin namlusunun ucunda bekleyen, beni dağda, kışta, bayırda, ovada, denizin kıyısında bekleten ve hep beni bekleyen… Düşmansın sen.”...

Genel

Ekim Ertesinde Kasım

Kasım 1, 2012

Dorothy Parker’ın “In April, in April” diye başlayan bir şiiri var. Mevsimler. Ve onun esiri bizler. Esir olmak güzel şey. Bir şeylere, birilerine… Gülüşlere, acılara… Acı çekmenin bile bir mevsimi var. Sonbahar mesela öyle bir mevsim. Söylenmemişlerin yaprakların altında gizlendiği bir mevsim. Bir mevsimden başka bir mevsime geçmek mümkün olsa Yapardık belki de… Ama bu mümkün değil Biliriz. Yine de mevsimleri hayal ederiz ve beraberinde getirdiklerini… Ekim 2012. Kim bilir belki 10 sene sonra unutacağım bir ay, bir an. Ekim 2012. Çizdim seni. Beni unutma…...

Genel

Şiir, metin, sanat ve kadın…

Ekim 17, 2012

‘Düz Şiirler’ olarak nitelediğim bir şiir kitabım var. Aslında zaman içinde bir araya getirdiğim şiirlerimin bir bütünü bunlar. Başlığı da hazır “Kraliçeme Mektuplar”… Ama henüz yayın meselesine falan girişemedim tam. Muhtemel yakında girişirim. Geri dönüp baktığımda sürekli kendimle didiştiğim, konuştuğum bir dizi şiir olduğunu gördüm yazdıklarımın. Kim bilir kimisini de kılıfına uydurdum. İşte o hep mükemmel olan bir kişiyle konuştuğumuzu sandığımız anlar, hayatımızı ne çok etkileyen, kimi zaman mutsuzluğumuzun, hüznümüzün ya da sevincimizin kaynağı olan o konuşmalar… Yazmak da böyle bir şey sanırım. Ölmekten korkmak var o kesin ama bir yandan da içimizde beliren bin bir türlü sesi susturma, rahatlatma......

Genel

Avignon’da Bir İlk!

Ağustos 5, 2012

Bu sene festival broşüründe ilk defa Türkçe bir çalışma göze çarpıyor. “Sakınan Göze Çöp Batar”… Kerem Gelebek’le İtalyan asıllı Fransız koreograf Christian Rizzo’nun bu çalışmasını seyretme fırsatım olmadı tarihlerinden dolayı ama tabii ki çok merak ettim ve kendisiyle iletişime geçerek bilgi almak istedim. Türk basınında bu tarihsel olayın yer almamasını kınayarak önemli olduğunu düşündüğüm için aşağıda kendisiyle yaptığım e-söyleşiyi olduğu gibi aktarıyorum: 1) Christian Rizzo’yla olan ortaklığınız nasıl başladı? Nerede tanıştınız? Bu dans çalışması dahilinde nasıl bir ortaklık geliştirdiniz? Tanışma Rizzo ile Angers’de bulunan CNDC (Centre National de Danse Contemporaine)’deki eğitimimin ikinci yılında tanıştım (2006). O zaman okul bize profesyonel......

Genel

Avignon Festivali

Temmuz 19, 2012

Avignon Festivalinin Bu Seneki Davetli Sanatçısı, Simon McBurney ve “The Master and Margarita” Oyunu Simon McBurney’i ve Theater Complicite’yi Avignon Festivaline gitmeden araştırmaya girişmiştim. Doğal olarak Jan Fabre’den, Christoph Mathaler’den, Ostermeier’den sonra bu sene, festival direktörlerinin davetli sanatçı olarak seçtikleri ve programı da beraber oluşturdukları bu İngiliz sanatçıyı daha evvelden bilmeme rağmen açıkçası merak ediyordum. Öncelikle bu davetli sanatçı geleneğinin Avignon Festivalinin dinamik yapısını oluşturan önemli bir durum olduğunu düşündüğümü söylemem lazım. Festivallerde, özellikle tiyatro festivallerinde her sene aynı yönetimin kalması festivalin giderek daha hantallaşmasına neden olabilir. Bu nedenle bienallerde küratörler nasıl değişiyorsa tiyatro festivallerinde de dinamizmi arttıracak bir yol......

Genel

Avignon’da İlk Gün

Temmuz 9, 2012

Ulaşım, yol, broşür, ilk izlenimler… Sabah 11 civarı Lyon Garından banliyö treniyle yola çıktık. Gare de Lyon’dan Marseille istikametine giden trene bindik. Trenin Avignon’a gittiğini sadece ekranlardan ve biletinizden değil ayrıca ellerinde Avignon Festival broşürleriyle oturan gençlerden de anlayabilirsiniz. Avignon’un programını festival sitesinden 3 değişik formatta basabiliyorsunuz ve bunlardan biri de pdf’ten broşür basma seçeneği ki bu da çok elverişli. Festival kitapçığı satılabilir bir nesne haline getirilmemiş. Önemli olan mümkün olduğunca çok dolaşıma girmesi… Daha sonra şehirde bu festivale paralel giden Avignon Off festivalinin de ana festivalden çok daha kalın olan kitapçığının ücretsiz dağıtıldığını görmek beni epeyce şaşırttı açıkçası. Tabii......

Genel

Avignon Festivali’nden Haberler ve diğer şeyler…

Haziran 27, 2012

Bu sene ayıptır söylemesi ilk defa Avignon Festivali’ne gidiyorum. Edinburgh dahil olmak üzere pek çok festival deneyimim var ama babaların babasını erteledikçe ertelemişim nedense… Aslında festival 7 Temmuz’da başlıyor ve 28ine kadar devam ediyor. Bu süreçte kimler yok ki! Davetli tüm sanatçılar festival web sitesinde aylar öncesinden ilan etti: http://www.festival-avignon.com/en/Artiste/Inv Ama bunun yanı sıra bu senenin “associate artist”i yani özel davetli sanatçısı Simon Mcburney http://www.festival-avignon.com/en/Artiste/Asso Konuk sanatçı ya da ortak sanatçı da ne demek diyebilirsiniz tabii… Efendim her sene festival direktörleri Hortense Archambault ve Vincent Baudriller festival programını oluşturmadan evvel birlikte çalışacakları ve sanatsal yönelimlerinden yararlanacakları bir tiyatrocu seçiyorlar ve......

Genel

Yola Çıktığım Gün Sakin Serin Bir Sabahtı oyunu üzerine notlar

Mayıs 18, 2012

Mikhail Bakhtin’in “Carnival and Carnivalesque” (Karnaval ve Karnavalesk) kitabı karnavalın bir gösteri olmadığı ve seyirci ve oyuncu arasında bir ayrım yapmadığı üzerine bir notla başlar. Karnaval gerçek hayatın bir uzantısı değildir; daha çok “dünyanın kendi başının üstünde durduğu” yani dünyanın alt üst olduğu bir durumdur. Ve bu durum içinde tüm kısıtlamalar, kurallar, baskılar zincirlerinden kurtulurlar. Tüm hiyerarşik durumlar da bu yolla alt üst olur. Bakhtin’e göre carnavalesk imge kutupsaldır ve belirsizliklerden beslenir. Kutupları kendi içinde eritir ama bir yandan da bu kutupları kullanarak, alt üst ederek yapar bunu. Yola Çıktığım Gün Sakin Serin Bir Sabahtı oyununda da durum böyledir. Aslında......

Genel

Paralel Evrenler

Mayıs 15, 2012

Eminim sizin de başınıza gelmiştir. O an… O fark ediş anı… Bir insanla tanışırsınız ve bir anda fark edersiniz ki siz aslında çoktan tanışmışsınız. Paralel evrenlerde hayatlarınıza devam etmişsiniz bunca zaman. Siz kendi evreninizde, o da kendinde… Sonra o an gelir. Fiziksel olarak karşınıza dikiliverir bu insan. Aynı anda düşündüğünüzü, aynı anda konuştuğunuzu, söylemeden bildiğinizi, anlatmadan anladığınızı ve aynı sesi aynı anda çıkardığınızı fark edersiniz. Senelerdir tanıştığınızı düşünürsünüz ama aslında hiç tanışmamışsınızdır. Ve birden her şeyi bilmek istersiniz o insanla ilgili. 2 yaşındaki halini, hangi okulda ne yaptığını, sabahları nasıl kalktığını, en sevdiği yemeği, arkadaşlarını, kızdığı anları, evliyse kiminle evlendiğini,......

Genel

Lunaparkta Geçen Şifreli Bir Oyun

Mayıs 8, 2012

Eğlencesi kaçmış bir ülkede eğlencesini yitirmiş bir lunaparkta geçen şifreli bir oyun; “Yola Çıktığım Gün Sakin Serin Bir Sabahtı…” Fantastik bir lunapark atmosferinin içine dâhil olan seyirci, oyunun yarattığı masalsı gerçeklik içinde kendini, özgürlük ihlallerinin gün geçtikçe yoğunlaştığı “hayali” bir ülkede çözüm arayan 6 karakterle yüz yüze bulur. Hepsinin tek amacı vardır; “gitmek”… Yazan, Yöneten: Yeşim Özsoy Sahne Tasarım: Barış Dinçel Işık Tasarım: Kemal Yiğitcan Ses Tasarım: Korhan Erel Yönetmen Yardımcıları: Can Özden, Ezgi Düzenli, Ferdi Çetin İdari İşler Direktörü: Nilüfer Dönmez Fotoğraf Konsept: Genco Gülan Fotoğraf: Hande Göksan Oyuncular: DOA (Derdi Olan Adam) – Ali Rıza Kubilay HKA (Herşeyini......

Genel

Sanki

Aralık 14, 2011

“İnsanlar, hanımefendi, tüm hayatlarını bir şeylerden kaçmak için harcarlar. Adeta çarçur ederler onu. Hele bilinmeyen şeylerden kaçmak için özel bir gayret sarf ederler. Allaha inanırlar ama Allah’ı kurcalamak istemezler. Cinleri bilirler, onlar hakkında hikâyeler dinlerler ama geceleri onları unutabilmek için dualar ederler. Farklı ülkeleri bilirler, kimileri seyahatler eder ama nadiren bilmediği ülkede yaşamak isteyenler olur. Ölen geri dönen olur hikâyelerini dikkate almazsınız. Beyniniz vardır, derinliklerinden korkarsınız. Kalbiniz vardır deli gibi atmasın diye ilaç bile alırsınız. İsteseniz, dileseniz içinizdeki güç sizi göğe ulaştırabilir ama bilmek istemezsiniz. Bir de üstüne bilimden irfandan bahsetmeyi görev bilirsiniz. Garip ikilemler yaşarsınız. Anlam veremezsiniz. Kendinize sayısız......

Genel

2011 – 2012 Sezonu

Aralık 4, 2011

2011-2012 sezonuna gireli sanırım 2-3 ay oldu. Bu sene radikal bir kararla GalataPerform’da kendi oyunlarımızı yapmamaya karar verdik. Sadece proje-prova ve atölyelere açacaktık ama kiralamalara da açıktık. Nitekim program da öyle şekilleniyor. 2012 senesi böyle biraz geçiş aşamasında tamamlanacak ve bu senenin sonunda yeni bir yere geçmeyi hedefliyoruz. Umarım her şey yolunda giderse… Yüzyılın Aşkı devam ediyor. Daha düşük bir tempoyla farklı mekanlarda. İlk oyunumuzu Akatlar Kültür Merkezi’nde oynadık. Güzeldi. Sadece bütün oyun bir masa ve iki iskemle etrafında şekillendiği için masamız yorulmuş. Geçen oyunda iskemlelerde sorun çıkmıştı bu oyun da masa sinyal verdi. Beni ihmal ettiniz diye. Bakıma alınması......

Genel

Oyun Biterken Hafıza Cinleri

Mayıs 30, 2011

Yüzyılın Aşkı bu sezon için miyadını tamamladı. Keyifli bir sezon geçirdik. İnişleri ve çıkışlarıyla. Yeryüzü perileri, gökyüzü şeytanları ve kendimizle yarıştık, savaştık, barıştık, anlaştık. Gözlerimizin aradığı seyircilerimiz kapılarımızdan içeri girdiler ve sunulanı afiyetle yediler. Seyircimiz ne düşünür dedik; sorduk, kimi zaman güzel, zevkli, methiyelerle dolu, gururlu kimi zaman da acı, umursamaz, kayıtsız cevaplar aldık. Oyunumuz da hayat gibiydi. Acısı tatlısıyla. Biz her zaman olduğu gibi tatlıları hatırlamak istedik ama acıları da dinledik. Hatta ona göre kendimize düstur çektik, ayar yaptık kimi zaman da karşımızdakinin bilgisizliğine ya da hayat eksikliğine verdik dinlemedik, dinlememeyi tercih ettik. Türkçemizde 7den 70e diye bir tabir......

Genel

Oyun Başladı

Şubat 26, 2011

Oyun başladı. Ve sonrası. Seyirciyle buluştuğu anlar. Her oyundan sonra herkesin beynini okumak isterdim. Mümkün olmuyor. Şubat’a denk geldi. 14 Şubat furyasından nasibimizi aldık. Ne kadar çok aşkla ilgili oyun film varmış bu aya göre çıkışı ayarlanan… Bu bir anlamda bizim için iyi olmadı. Her ne kadar alternatif bir tiyatro olarak devletten aldığı neredeyse tüm parayı bir halkla ilişkiler şirketine vermişken ve onların da bu oyunun Şubat’ta çıkmasını bir pazarlama tekniği olarak kullanmasına yarı gönüllü eyvallah çeksek de gönlümüz bir hoş oldu tabii… Sistemin dışına çıkmak mümkün değil. Çıkıp da ayakta kalabilmek bir mucize artık. Gerçek aşk kadar derin bir......

  • 1
  • 2
  • 3
Galataperform - Yeşim Özsoy
Web - Yeşim Özsoy
Instagram - Yeşim Özsoy
Facebook - Yeşim Özsoy
YeniPerform - Yeşim Özsoy
Web - Yeşim Özsoy
Instagram - Yeşim Özsoy
Facebook - Yeşim Özsoy

Copyright 2023 © Yeşim Özsoy

  • Ana Sayfa
  • Biyografi
  • Yazı
    • Yayınlar
    • Oyunlar
  • Yönetmenlik
  • Oyunculuk
  • Blog
  • İletişim
  • Türkçe
  • English