Oyun Biterken Hafıza Cinleri

Yüzyılın Aşkı bu sezon için miyadını tamamladı. Keyifli bir sezon geçirdik. İnişleri ve çıkışlarıyla. Yeryüzü perileri, gökyüzü şeytanları ve kendimizle yarıştık, savaştık, barıştık, anlaştık. Gözlerimizin aradığı seyircilerimiz kapılarımızdan içeri girdiler ve sunulanı afiyetle yediler. Seyircimiz ne düşünür dedik; sorduk, kimi zaman güzel, zevkli, methiyelerle dolu, gururlu kimi zaman da acı, umursamaz, kayıtsız cevaplar aldık. Oyunumuz da hayat gibiydi. Acısı tatlısıyla. Biz her zaman olduğu gibi tatlıları hatırlamak istedik ama acıları da dinledik. Hatta ona göre kendimize düstur çektik, ayar yaptık kimi zaman da karşımızdakinin bilgisizliğine ya da hayat eksikliğine verdik dinlemedik, dinlememeyi tercih ettik.

Türkçemizde 7den 70e diye bir tabir vardır. Güzel bir tabirdir. Oyun da 7 değil ama 15inden 70ine hatta anneannemi ve efradını da sayarsak 90ına kadar geniş bir kitleye hitap etti. Oyunumuz bir hafıza oyunuydu ve ilginç bir şekilde fark ettik ki zikrettiğimiz dönemleri daha fazla yaşayanlar yani 40ların üstündeki seyirci kitlemiz kendilerini daha fazla bağladılar oyunumuza. Açılan her sayfa onlar için ayrı bir önem teşkil ediyordı ve beyin ve kalp hücrelerini kurcalıyordu. Herkesin yaşanmışlık tecrübesine göre sayfa sayfa açtığımız tarihleri farklı şekillerde algıladığını anladık. Genç bir seyircimiz oldu 90lara, Şimdi bölümüne bayıldı, 24lerde, darbe zamanlarında, 43lerde yetim kaldı. Sağcı seyircilerimiz oldu sırf Deniz Gezmiş bölümünden dolayı oyunu zincirledi ve yine solcu seyircimiz oldu sadece Deniz Gezmiş için geldi ve oyunla karşılaştı, ona az geldi bir sahneyle geçmek Deniz Gezmiş’i aç kaldı. Kimi seyircimiz oldu oyun öncesi Genco Gülan’ın çektiği su altı fotoğraflarından ağımıza takıldı ve oyunda görsel olarak da suyu aradı, sualtını. Halbuki oyun suyun içine dalmak gibi birşeydi benim için. Bilmem anlatabildim mi onlara ama sadece onlar için bir iki su altı görseli de koymak olmazdı oyuna. Hem her zaman olduğu gibi herşey ve hiçbirşey bana bağlıydı. Tasarımcılarımız apayrı güzellikler kattılar oyuna, videolarla, seslerle, bir masa ve iki iskemleyle koca bir yüzyılın aşkını anlatmamızı sağladılar. Oyuncularımız oldu her oyundan sonra kucaklaşabildiğim ve çok sevdiğim.

Oyun bitti, hafızada kaldı herşey. Gelenlerin, benim, çalışanların hafızasında kaldık ve her zaman olduğu gibi tabii ki eksik kaldık. Yazılanlar oldu oyun üzerine bu eksik kalma durumunu yaşatmak istediğimizi anlamadılar. Eksiklikleriyle yüzleşemediler. Hafıza da aşk da eksikdi bu oyunda. Tamamlanamazdı ve oyun bu tamamlanamama durumu üzerineydi. Kimi zaman seyirciye tam tatmin yaşatma noktasından imtina edecek kadar. Parçalıydı dramaturji ve dolayısıyla yapı çünkü yine bütünselllik yakışmadı hafızanın dehlizlerine. Yalandı. O yalanı söylemek istemedim. Söylemedim.

Ve işte sevgili hafıza cinlerim bizden bu sene bu kadar. Gelecek sezon yine oynaşacağız sizinle… Görüşmek üzere…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir