YMYT Festivali 6 – Günlükler

Yeni Metin Yeni Tiyatro Festivali 6, dün yani 4 Ekim Çarşamba günü başladı. Festival, İsveçli oyun yazarı, oyuncu ve yönetmen Asa Lindholm’ün “kızlaröldürebilseydi” oyununun okumasıyla Kadir Has Üniversitesi Sahne KHAS’ta açılışını yaptı. Her zamanki gibi sahnemiz de salon da tıklım tıklımdı.

Asa çok yönlü bir yazar ve eğitmen aynı zamanda. Stokholm Şehir Tiyatrolarında yer alan beş dramaturgdan biri olmanın yanı sıra orada kurum içinde bizim senelerdir atölye katılımcılarımızla yaptığımız işi yapıyor yani yeni ve genç oyun yazarlarına koçluk yapıyor. Oyunlar yazılırken yönetmenlerle beraber de çalışıyor. Ayrıca kendine ait alanında oyun yazarlığıyla uğraşıyor. İsveç’de bağımsız tiyatrolarda da çalışıyor. Unga Klara gibi seyirciyi daha aktif olarak metin yazımında dahil eden gençlik tiyatrosuyla da özel bir bağı var.

Asa’nın oyunu “kızlaröldürebilseydi”, gerçekle rüya arasında gidip gelen çok farklı bir yapıya sahip. Bu anlamda festivalimizin “Rüya” temasıyla doğrudan bağlantılı. Okuyana, sahneleyene boşlukları doldurma fırsatı veren, gerçek anlamda kadın meselesi üzerine giden ve hatta kadın karakterlerin daha avantajlı olduğu çok keyifli, farklı ve müthiş yaratıcı bir oyun seyrettik/dinledik dün akşam. Okumayı özel bir başarıyla yöneten, sahnelerden oyuncu olarak aşina olduğumuz ve ilk kez bir oyun yönetmeye baş koymuş olan Sanem Öge’nin rejisi ve dahil olan oyuncular büyük bir enerjiyle 86 sayfalık metni zamanı hiç hissetmediğimiz bir şekilde bize ulaştırdılar.

Başta bir illüzyon dünyasında yaşayan üç kadın karakter, oyun ilerledikçe gerçeklerle yüzleştikleri ve bunu yaparken de tam tersine yine masalımsı bir illüzyon dünyasından kafalarını kendi problemlerine döndürdükleri bir dünyanın içinde buluyorlar kendilerini. Oyunun hangi noktasında neyin ne kadar gerçek olduğunu sürekli sorgularken kendimizi gerçeklerle hayal ve masallar arasında gidip gelirken buluyoruz.

Okumadan sonra yazarla yaptığımız seyirciye açık söyleşide, Asa sorulan her soruya genel, standart, kendinden emin, köşeli, eril dil yerine yumuşak, değişken, eliptik, bilinmezlerle dolu yanıtlar verdi. Bilinç altından bahsetti. Oyunların yazardan çıktıktan sonraki yolculuğundan bahsetti. Zaman, mekan ve insanlarla metinlerin yorumlarının ne kadar çok değişebildiğinden bahsetti. Hatta öyle ki bir noktada şu anki okumada anlıyorum ki oyunum şunun hakkındaymış gibi bir cümle bile kurdu.

Akan saatlerin, akan nehirler gibi farkında olan kadınsı, bir o kadar kendinden emin ama bir yandan da hiç değil çünkü hayatın bilgeliğinde, zamanın vahşiliğinde cevaplar arayan, dişi, kızlar hakkında annelik, fiziksel güzellik, aile kurma korkusu, şiddet üzerinden bambaşka derinliklere uzanan çok dürüst ve olduğu kadar ve olduğu gibi bir yazarla karşılaştık dün. Her anlamda müthiş bir keyifti bizim için.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir