Sadizm, zaman, ölüm ve yaşam üzerine…

Bazen zamanın ne kadar hızlı ilerlediğine inanamıyorum.

Şimdi üzerinde çalışılan bir oyun ya da şimdi şu anda yazdıklarım gibi herşey nasıl da hızlı tükeniyor.

Oyun da ilerliyor. Her gün ayrı bir taş ekleniyor. Benim kafam da eksik taşları aramakla meşgul. Neden her oyun bu kadar zor çıkıyor ve sonra hemen bu kadar çabuk tükeniyor ve neden bu kadar zevk alıyoruz bunu yapmaktan? Özünde müthiş sadist bir durum bu. Ama kendine yönelik bir sadizm ki bu ironik bir şekilde mazoşizm olarak noktalanıyor.

İnsanoğlu bir cendere içinde sürekli. Kendini yenileyen, bitiren ve sonra yeniden üreten bir cendere. Yazı anı, noktası konan gizli bir cümle. Sakladıklarımız ve yazdıklarımız arasında ne kadar büyük bir fark var. Her gün defatle geçtiğimiz sırat köprüleri arasında aslında hr an ölebileceğimizin bilinci ve bundan kaçmak için oluşturduğumuz her cümle ve her gerçeklik sürekli bir kaçışın hikayesini döndürüp duruyor kafamızda. Her gün yaşayarak ölümümüzden kaçıyoruz ve bunu yaparken de sürekli kendini yiyen yok eden bir varoluşta asılıp kalıyoruz.

Yüzyılın Aşkı’nda sabitlenen zamanlar var. Tarihleri hapsediyoruz bir oyuna. Sabitlemekten zevk alıyoruz ama yine de sürekli tüketilen bir mecrayı seçtik. İster istemez yine tükeniyor o anlar. Bir kitap olsaydı Yüzyılın Aşkı ya da bir film sabitlenmenin rahatlığında esnerdik belki de.

Şu an çalıştığımız sahne 7. Sahne 5 Ocak 1981. 12 Eylül 1980 sonrası. Yılbaşı geçmiş, faili meçhuller devri. Bir adam bir evde. Hiç konuşmuyor artık. Kadın sürekli konuşuyor. Onu iyileştirebileceğini sanıyor. Adam “kurtulmuş”, eve gelmiş. Tek parça olarak. İşkencenin tarihini yazabilir belki konuşabilse. Ama bitmiş artık. ne konuşmak var, ne dışarı açılan kapılar. Her yeri kilitlemişler. Evde yapayalnız. Yine de fısıldıyorlar. Birileri dinliyor belki. Korkunun ertesi. Yazar atmış başlığı: “5 Ocak 1981. Ankara. Karlı, karanlık bir gün. Korkunun ertesi.”

Geri dönüp baktığımda aşkın gölgesinde korkunun tarihini yazmışım sanırım. her tarihteki ana alt metin bu çıkıyor. Karşımda beliren, sürekli beliren bir hayalet gibi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir